S-400 ayartması ve Rus oyununun sınırları – Fehim Taştekin (Gazete Duvar)

Rusya’nın Suriye’deki savaşa müdahil olmasının ardından Orta Doğu genelindeki adımlarına dikkat kesilmek lazım. Aynı şey elbette siyasi profil fakiri ama bir yatırım-ticaret sarmaşığı Çin için de geçerli. Çinlilerden farklı olarak Rusların ilişkileri, siyasi gündemler içerdiği için ağyarda kaşıntı yapıyor. Bu süreçte Sergey Lavrov, Rusya milletler sahnesine caka satarak dönerken Rus diplomasinin tatlı-sert patronu olarak özel bir yere sahip. Belki bir Andrey Gromıko (efsane Sovyet Dışişleri Bakanı) değil ama Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in kararlılığını yansıttığı kadar devletin kapasite sorunlarının dayattığı esnekliği de barındırıyor. Mayınlı alanlarda ilişki kurtaran muğlaklık ve kaçış dilini de ustaca kullanıyor. Donald Trump’ın küf saçan diplomasi ekibinin karşısında Ruslar bu halleriyle bir hayli ‘devletli’ ve ‘diplomatik’.

Amerikalılar şu sıralar Orta Doğu’yu yeniden dizayn etmeye matuf ‘Yüzyılın Barış Planı’ için bütün ağırlığını koyarken Ruslar da daha uzun vadeli ilişkiler manzumesi için koridorları aşındırıyor; bölgenin asıl patronunun Amerikalılar olduğunu teslim edip fincancı katırlarını ürkütmeden…
Diplomasi harmanından Garp cephesiyle rekabet edebilecek ölçekte bir ortaklık kaldırdıkları söylenemez. Ortada düşman çatlatacak bir durum yok. Ama çölün derinliklerine doğru bir ivme var.

Çin, Rusya ve Hindistan gibi farklı kutup başlarından kıvılcımlar alan yerel aktörlerin, arızalar veren Batı’yla ortaklık karşısında ilişkileri çeşitlendirme çabası Ruslara da alan açıyor.

***

Lavrov geçen hafta Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan bir bölge turuna imza attı. Belki somut neticelerle dönmedi. Fakat Ruslar böyle böyle büyük yarıklara giden küçük çizikler atıyor. Moskova Rus-Arap İşbirliği Forumu’nun beşinci toplantısı, Rus-Arap İş Konseyi’nin yedinci toplantısı ve Arabia-EXPO’nun dördüncü fuarına hazırlanıyor. Lavrov’un temaslarının karşılığının ne olacağını 8-10 Nisan’da düzenlenecek bu etkinliklerde göreceğiz.

Rusya’nın Suriye’deki savaşa müdahil olmasının ardından Orta Doğu genelindeki adımlarına dikkat kesilmek lazım. Aynı şey elbette siyasi profil fakiri ama bir yatırım-ticaret sarmaşığı Çin için de geçerli. Çinlilerden farklı olarak Rusların ilişkileri, siyasi gündemler içerdiği için ağyarda kaşıntı yapıyor. Bu süreçte Sergey Lavrov, Rusya milletler sahnesine caka satarak dönerken Rus diplomasinin tatlı-sert patronu olarak özel bir yere sahip. Belki bir Andrey Gromıko (efsane Sovyet Dışişleri Bakanı) değil ama Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in kararlılığını yansıttığı kadar devletin kapasite sorunlarının dayattığı esnekliği de barındırıyor. Mayınlı alanlarda ilişki kurtaran muğlaklık ve kaçış dilini de ustaca kullanıyor. Donald Trump’ın küf saçan diplomasi ekibinin karşısında Ruslar bu halleriyle bir hayli ‘devletli’ ve ‘diplomatik’.

Amerikalılar şu sıralar Orta Doğu’yu yeniden dizayn etmeye matuf ‘Yüzyılın Barış Planı’ için bütün ağırlığını koyarken Ruslar da daha uzun vadeli ilişkiler manzumesi için koridorları aşındırıyor; bölgenin asıl patronunun Amerikalılar olduğunu teslim edip fincancı katırlarını ürkütmeden…
Diplomasi harmanından Garp cephesiyle rekabet edebilecek ölçekte bir ortaklık kaldırdıkları söylenemez. Ortada düşman çatlatacak bir durum yok. Ama çölün derinliklerine doğru bir ivme var.

Çin, Rusya ve Hindistan gibi farklı kutup başlarından kıvılcımlar alan yerel aktörlerin, arızalar veren Batı’yla ortaklık karşısında ilişkileri çeşitlendirme çabası Ruslara da alan açıyor.

***

Lavrov geçen hafta Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan bir bölge turuna imza attı. Belki somut neticelerle dönmedi. Fakat Ruslar böyle böyle büyük yarıklara giden küçük çizikler atıyor. Moskova Rus-Arap İşbirliği Forumu’nun beşinci toplantısı, Rus-Arap İş Konseyi’nin yedinci toplantısı ve Arabia-EXPO’nun dördüncü fuarına hazırlanıyor. Lavrov’un temaslarının karşılığının ne olacağını 8-10 Nisan’da düzenlenecek bu etkinliklerde göreceğiz.

Bugün Soğuk Savaş farklı formlarda sürse de Rus dış politikasında ideolojik içerik sıfırlandı. İlişkilerin temelinde faydacı ve fırsatçı yaklaşımlarla nüfuz alanını genişletme, ABD’nin önünü kesme ve küresel oyunculuğunu hissettirme var.

Sovyetlerin yıkılışı sonrası Rusya içine girdiği büyük daralma, Çeçenya’daki iki savaş ve iç bütünlüğü tehdit eden başka faktörler yüzünden Orta Doğu’da büyük oynayacak durumda değildi. Ne zaman ki Kafkasya’da demir yumruğunun neticelerini aldı, artan petrol fiyatlarıyla önünü görebilir hale geldi, ülkenin varını yoğunu yok pahasına götüren bazı oligarkların belini kırdı ve arka bahçede Amerikan müdahalelerinin sonuç getiremeyeceğinden emin oldu işte o zaman Orta Doğu’yu yeniden yakın plana aldı. Fırsat pencereleri açan Arap Baharı’nın başında tereddütler geçirse de ABD’nin hatalarını avantaja çevirdi.

Ayrıca Orta Doğu’ya el atarak Kiev’in kontrolünden çıkan Doğu Ukrayna, iltihak edilen Kırım, her daim ‘isyan potansiyeli’ taşıyan Kuzey Kafkasya, Gürcistan’a karşı tanıdığı Abhazya ve Osetya’dan dikkatleri uzaklaştırmış oldu.

Batılı uzmanlar uzun dönem Rusya’nın çevre siyasetini küçümsemek için ‘Potemkin Köyleri’ analojisine başvurdu. Bu kavramsallaştırma Çariçe İkinci Katerina’nın 1787’de sıradaki seferden önce gücünü göstermek için Avrupalı elçileri Kırım’a götürmesi üzerine kurulu. O vakit Kırım Valisi Grigori Potemkin bölgeyi nasıl ihya ettiklerini anlatacaktı ama köyler perişandı. O da göz boyamak için önceden askerlere çiftçi kıyafetleri giydirip sahte köyler inşa etmişti.

Batılılar 2008’de Gürcistan’ı Güney Osetya ve Abhazya’ya karşı kışkırttıklarında, Ukrayna’da Neo-Faşist alternatife oynadıklarında ve Rusya’nın müttefiki Suriye’de vekâlet savaşı başlattıklarında ‘yeni Çar’ Putin’in önlerine koyduğu ‘Potemkin Köyleri’ bu kez ziyadesiyle gerçekçiydi. Bunu idrak edemediler. Anladıklarında vakit geçti.

Tekraren söylemek lazım; Rus siyaseti uluslararası sahneye gerçekçi dönüşüne rağmen ‘patavatsız’ ve ‘umursamaz’ olma lüksüne sahip değil. Belli sınırlar ve açmazlar dengeci yaklaşımları zaruri kılıyor.

Evvela Ruslar dün İngilizlerin, bugün Amerikalıların Araplar için birincil tercih olduğunun farkında. Bu da Rusya’yı bütün arzularına rağmen daha temkinli hatta çekingen yapıyor.

Sözgelimi Amerika kendi müttefiklerine karşı dayatmacı olabiliyor. Gücünden mütevellit yanlış yapma lüksüne sahip. Kendi koruyucu kalkanını kıymetli ve zorunlu kılabilmek için İran korkusunu kullanıyor. Rusya komşular arası gerilimlerden istifade etse de birine karşı diğerini düşmanlaştırma siyasetinden uzak duruyor. Suudilere giderken İran’ı tehdit olarak resmetmiyor. Ya da İsrail’le iyi ilişkiler geliştirirken dönüp Hizbullah ve Hamas’ı terörist ilan etmiyor. İsrail’i memnun etmek için Suriye’den Lübnan ve Filistin’den elini çekmesini istediği de oldu ama ne Şam’a sırtını döndü ne de Hizbullah ve Hamas’la diyalogu kesti.

Buna karşın Körfez’in kral ve şeyhlerine, “ABD, Hüsnü Mübarek örneğinde olduğu gibi müttefiklerini gözden çıkartır ama Rusya müttefiklerinin arkasında durur” mesajıyla yaklaşıyor.

Suriye’de şaşırtıcı meydan okumadan sonra ‘sağlamcı’ Rus siyaseti ne kadar değişir bilemiyoruz. İngilizlerin düşmanlığını çekmemek için 1901’de Kuveyt Emiri Mübarek el Sabah’ın himaye teklifini geri çeviren Ruslar bugün benzer fırsatları değerlendirmek için eskisi kadar mesafeli durur mu? Bildiğimiz şey; Suriye’de ezber bozuldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir